Skip to content
kelime kurgusu
kelime kurgusu

kelimeler ve ötesi+

  • Anasayfa
  • Kelime Kurgusu
  • Hikaye
  • Deneme
  • Roman
  • Şiir
  • Edebiyat+
    • Popüler Kültür
    • Felsefe
    • Sinema
    • Sosyoloji
  • Röportajlar
    • Edebiyat Röportajları
  • Yazmak
  • Blog
  • Yazarlar
    • Tufan Cihangiroğlu
  • Yazı Göndermek İçin Tıklayınız
kelime kurgusu

kelimeler ve ötesi+

Bir Zamanlar Anadolu’da Filminin Güçlü İmgeleri

Tufan Cihangiroğlu, 9 Haziran 20269 Haziran 2026

Nuri Bilge Ceylan’ın Bir Zamanlar Anadolu’da filmi, bir cinayet soruşturması üzerinden insan psikolojisini ve toplumsal dinamikleri inceler. Yazı, Kırıkkale’de geçen bir ceset arama sürecini temel alarak karakterlerin içsel yolculuklarına odaklanır. Yönetmenin üslubu, bürokrasi eleştirisi ve taşra yaşamı filmdeki temel imgeler aracılığıyla çözümlenir.

Film 2011 yılında gösterime girdi. Cannes Film Festivali’nde ikinci ödül olan “Büyük Ödül”ü aldı. Filmin başrollerinde Yılmaz Erdoğan, Taner Birsel ve Muhammet Uzuner gibi oyuncular yer aldı. Film, işlenen bir cinayet sonrası, bir gece boyunca cesedin yerinin aranmasını anlatıyor. Film arama esnasında karakterleri içsel yolculuğa çıkarıyor. Filmi olay örgüsü üzerinden ele alacağım.

Başyapıt

Filmi Nuri Bilge Ceylan’ın ikinci başyapıtı olarak görüyorum. İlki “Uzak”tı ve son başyapıtı: “Kuru Otlar Üstüne”. Nuri Bilge Ceylan’ın üslup ve içerik olarak en iyi filmlerinden biri. Film Kırıkkale’nin Keskin ilçesinde çekilmiş. Filmin senaryosu, senaristlerinden ve muhtar rolünde oynayan Ercan Kesal’ın gençlik yıllarında doktorluk yaparken buna benzer işlenen bir cinayetten yola çıkma.

Cinayet

Yazının tamamını okumayacaklar için en son söyleyeceğimi en baştan söyleyeyim. Filmin başında üç erkek oturup alkol almaktadır. Sonra film başlar ve masada oturan iki kişinin arabada olmasından diğer adamın öldürüldüğünü anlarız. Filmde cinayet zanlıları sürekli bir yerler tarif eder ama bir türlü doğru yer çıkmaz. En sonunda yeri bulurlar. Bu yer bulma sürecinde film, hayatın görünenin ötesindeki o karanlık, bilinmez yerlerini bize izletir. Filmde cinayet zanlısı Fırat Tanış’ın oynadığı Kenan karakterinin söyledikleriyle cinayetin niye işlendiğini anlarız. Maktul Yaşar karakterinin çocuğunun kendisinin olduğunu söyler. Komiser Naci (Yılmaz Erdoğan)’den çocuğa sahip çıkmasını ister.

Kısaca girizgâh yaptıktan sonra film boyunca yaşanan kırılma anları üzerinden ele alacağım geri kalanı.

Kola Ayrıntısı

Filmi izleyenler arasında konuştuğumuzda konuşulan bir yorum var. Alkol alırken yanlarında bulunan Kenan karakterinin kardeşi Ramazan karakteri muhtarın evinde içecek servisi yapıldığı zaman kola ister. Ben dikkat etmemiştim. Filmin girişinde de kola içtiği, Ramazan’ın ve cinayeti onun işlediği yönünde bilgi vermişti birkaç arkadaşım. Filmde güzel bir ayrıntı olarak dursa da ve böyle olmuş bile olsa, Ramazan karakteri cinayet işleyebilecek biri gibi durmuyor. Belki yardım etmiş olabilir.

Muhtarın Kızı

Filmin zirve yaptığı ve suçun itiraf edildiği yer muhtarın evi. Uzun arayışlardan sonra mola vermek için muhtarın evine misafir olurlar. Bu sahnede okuması yapılacak çok şey var. Kısa kısa değineceğim ve en son anlatmak istediğim muhtarın kızını anlatacağım. Muhtar karşısında gördüğü savcı, doktor, polis gibi devleti temsil eden bürokratlardan köyün mezarlığının yapılması konusunu açar. Burada insan (iktidar) ilişkilerindeki bürokrasiyi görürüz. Sanılanın aksine Nuri Bilge Ceylan’ın burada taşra zihniyeti, muhtarın uyanıklığını eleştirdiğini düşünürüm. Köy hayatının saf betimlemesi olarak görmüyorum. Nuri Bilge Ceylan’ın insanın saf halini çekiyormuş gibi yapıp, alttan alta gizlenmiş niyetleri, istekleri çok güzel anlattığını düşünüyorum.

Geldim muhtarın kızına; kız çay getirdiği zaman Nuri Bilge Ceylan zamanla oynuyor. Belirsiz, şiirsel bir atmosfer yaratıyor. Hafif gözleri dalmış gibi olan misafirlerin o uykuyla uyanıklık anını üst düzey bir çekimle veriyor. Kızın güzelliği karşısında tüm erkekler afallıyorlar. Kenan karakterine geldiğinde ise elleri kelepçeli bir şekilde kıza uzun uzun bakıyor. Kız rahatsız olup tepsiyi çecekken hamle yapıp çayını alıyor ve kıza bakmaya tekrar devam ediyor. Filmin çözülme anının bu olduğunu düşünüyorum, ilerleyen dakikalarda Kenan yeri söylüyor. Bu filmin ana merkezinin ne olduğu konusunda bu sahne çok şey söylüyor. Nuri Bilge Ceylan’ın anlattığı şeyin de erkeğin kadına olan zafiyeti olduğunu düşünüyorum.

Siyah Köpek

Ceset bulunduğunda başında siyah bir köpek buluyorlar. Bu köpek maktulün köpeği mi bilmiyorum. Filmde gizemini koruyan en büyük şeylerden biri. Köpek uzağa gittiğinde onun olduğu yerden çekim yapmasından köpeğe önem verdiğini anlıyoruz Nuri Bilge Ceylan’ın.

Ölünün Diri Diri Gömülmesi

Doktor otopsi yaparken yanındaki görevli nefes borusunda toprak olduğunu söyler. Ama Doktor onu kaydettirmez; görevli söylese de öyle olmadığını söyler. Doktor katile merhamet besliyor. Onun yüksek cezalar almasını istemiyor. Kadınla arasındaki aşka saygı duymuş bile olabilir.

Ölünün Battaniyeyle Taşınması

Toprağı eşip cesedi çıkardıklarında cesedi koyacakları torbayı unutmuşlardı. Nuri Bilge Ceylan bir röportajında bu sahne için “Türkiye’nin özeti” diyor. Türk usulü iş yapış şeklimiz diyebiliriz. Bir yandan da yönetmenin öz eleştiri yaptığını düşünüyorum.

Çocuğun Öz Babası Olduğunu Bilmediği Adama Taş Atması

Filmin en güçlü sahnelerinden biri; zanlı karakola götürülürken kalabalık tepki verirken, oğlu da ona taş atar. Kenan dikkatle bakar sadece.

Yol Bilmezsin İz Bilmezsin Ama Adliyeye Şoför Olmayı Bilirsin

Cesedin yerini ararken şoför durur ve bekler; bir sorun olduğunu düşünürler, sorduklarında şoför “ben bu yolu bilmiyorum” der. Arkadaki arabadan biri “yol bilmezsin iz bilmezsin ama adliyeye şoför olmayı bilirsin” der. Nuri Bilge Ceylan’ın yine insana baktığını ama insana bu sefer Türk toplumu, Türk kültürü, insanların devleti kullanış biçimi üzerinden baktığını düşünüyorum.

Doktorun Bilgisayarından Eski Fotoğraflara Bakması

Filmin sonlarına doğru doktor odasında bilgisayarı açar ve bilgisayardan bir kadına bakar. Bu sahne biraz filmi özetler gibidir. Doktor aşık olduğu kadını hatırlar gece boyunca yaşananlardan. Film boyunca her karakter kendi içsel yolculuğuna çıktığı için, doktor da büyük ihtimalle aşık olduğu kadını hatırladı ve özlem duydu.

Savcının İntihar Eden Karısı

Savcı film boyunca ara ara doktora bir soru sorar: “Bir kadın başkasını cezalandırmak için intihar eder mi?” Burada savcının içsel dünyasına gireriz. Filmin en güçlü hikayelerinden biri olarak görüyorum ve filmde anlatılan ana hikayeye hizmet ediyor. İnsanın kaderini aşamaması kısmı, etken değil edilgen olması çoğunlukla. Savcı karakterinin şimdiye kadar vicdani sorumluluk hissetmediği bu cinayetten sonra vicdani rahatsızlık yaşamaya başladığı kanaatindeyim.

Son Olarak Düşen Elmalar

Filmin en güçlü imgelerinden biri, çok farklı yorumlar yapıldı. Adem, Havva, yasak elma vs. Ben bu sahnenin elmalar üzerinden insan hayatına bir gönderme olduğunu, insanın da başlayıp bir yerde sonunun olması olarak okuyorum. Bu sahneyle ilgili bir arkadaşım Abbas Kiyarüstemi’nin bir filminde benzer sahne olduğunu söylemişti. Ben izlemedim. Filmin çok güçlü imgesini zedeliyor mu? Bilmiyorum.

Tufan Cihangiroğlu
Tufan Cihangiroğlu

Sosyoloji Mezunuyum. Yazı yazmakla uğraşıyorum.

Post Views: 13
Sinema Bir Zamanlar Anadolu'daNuri Bilge Ceylan

Yazı gezinmesi

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Comments (2)

  1. Besim dedi ki:
    22 Haziran 2026, 19:48

    Havalı doktorumuzun otopsi sahnesini unutmuşsunuz, onunda tipik devlet memuru tavırlarıyla otopsiyi uzman olmayan bir çalışana yaptırmasını…

    Yanıtla
    1. Kelime Kurgusu dedi ki:
      27 Haziran 2026, 00:09

      Fark etmedim. Filmi tekrar izleyince bakacağım. Bana sıradan bir memur gibi gelmişti.

      Yanıtla

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

En Çok Okunanlar

Edebiyat Haberleri
Podcast

Arşiv

  • Temmuz 2026
  • Haziran 2026
Hakkımızda
İletişim
Gizlilik Politikası
©2026 kelime kurgusu | WordPress Theme by SuperbThemes