Hiçbirimiz sabah uyandığımızda, “Bugün partnerimi aldatmalıyım!” demeyiz. Peki insan o noktaya nasıl gelir?
Aldatma nedir? Hangi koşullarda aldatmış sayılırız?
Kimisi, duygusal olarak bir şey yoksa aldatma sayılmaz der; kimisi de tam tersi, cinsel bir şey yoksa aldatma sayılmaz der. Ama aldatma dediğimiz şey, bir takip isteği kadar basit olabilir. Önemli olan niyettir. Eğer partnerinizden habersiz bir şekilde biriyle mesajlaşıyor, görüşüyor ya da birliktelik yaşıyorsanız, tebrikler! Aldatmayı başardınız. Kısaca, gizli saklı yapılan her şey aldatmaya girer diyebiliriz.
Peki ayrılmak varken neden aldatmak?
Sebebini pek de uzaklarda aramaya gerek yok: Cevap, konfor alanı. Kurulu bir düzen, rutin ve ilişki varken bunu bozmak istemezsiniz. Bu güvenli ve alışılmış limanı bırakıp yalnızlığa sürüklenmek mantıklı gelmez.
Yazımızın en kilit noktasına geldik: Kimler aldatır?
Dürtüsel insanların aldatma ihtimali, diğer insanlara göre daha yüksektir. Tamam, iyi hoş da dürtüsellik tam olarak ne demek? Örneğin diyettesiniz ve dolabınızda en sevdiğiniz atıştırmalık var. Dürtüsel bir insan kendini kontrol edemez ve düşünmeden o atıştırmalığı yer. Kısaca bu şekilde açıklanabilir.
Ama bana kalırsa aldatmaların büyük bir kısmının ana kaynağı özgüven eksikliğidir. Kişi kendisini yeterince değerli ve sevilebilir görmediği için dışarıdan gelen ekstra ilgiye daha da aç olur. Bu eksik benlik algısını bu şekilde doldurmaya çalışır. İşe yarar mı derseniz, tabii ki hayır.
Bir diğer aldatabilen profilimiz ise ilişkideki problemleri çözmek yerine bunlardan kaçan kişilerdir. Cinsellikteki azalma, sürekli bir tartışma hâli, partnerin ilgisizliği, ilişkideki tutkunun ve heyecanın azalması veya dışarıdaki sorunların ilişkiye dâhil olmasına müsaade edilmesi gibi problemlerin oturulup konuşularak çözülmeye çalışılması yerine, kolay yolu seçip dışarıda yüzeysel ve geçici ilişkiler kurmayı tercih ederler. Her ne sebeple olursa olsun, aldatmanın bahanesi olmaz. Affı olur mu? Onu size bırakıyorum.
Son bir aldatma ihtimali taşıyan profil daha bırakıyorum: Terk edilme korkusu yaşayan kişi. Bu korku, çoğu zaman bir travmaya bağlı olarak ortaya çıkar. Günümüzde sıkça kullanılan bağlanma kuramı kavramlarıyla bunu kaygılı veya kaygılı-kaçıngan bağlanma biçimi üzerinden de açıklayabiliriz. Bu kişi, partnerinin onu bırakıp gideceğinden o kadar korkar ki ilişkiyi farkında olmadan sabote eder ve terk edilen değil, terk eden konumuna geçmeye çalışır. Çoğu zaman bunu bilinçli yapmaz; yalnızca davranışlarının arkasındaki temel motivasyon budur.
1 kere aldatan, bir daha aldatır mı?
Merak edilen sorulardan biri de budur. Kesin olarak “Bir daha aldatmaz.” ya da “Kesin aldatır.” demek mümkün değildir. Ancak istatistiksel açıdan baktığımızda, daha önce aldatmış bir kişinin bunu tekrarlama olasılığı, daha önce hiç aldatmamış birine göre çok daha yüksektir. Özellikle de birden fazla kez aldatan kişiler, bir noktadan sonra “Zaten yakalanmıyorum.” psikolojisine rahatlıkla girebilir ve zamanla yaptıkları eylemden vicdani olarak suçluluk duymamaya başlayabilir.
Evet, yazımızın sonuna geldik. Kısacası birçok sebeple ve birçok yolla aldatmak mümkün. Özellikle de günümüz sosyal medyasının etkisiyle bu durum çok daha kolay hâle geldi.
Ancak sebep ve koşul ne olursa olsun, aldatmak bir zorunluluk değil, seçimdir.